Cano Amedî

Cano Amedî

Nivîskar
Hemû nivîsên nivîskar >

Rojava Rojhilat e, Kurdistan Yek Welat e!

A+A-

 

İran ve Suriye’ de Kürt halkına yönelik yürütülen saldırı ve katliamlar karşısında, kimilerince neredeyse yerde yatan kurbanın boğazına dayanan bıçağın keskinliği ve celladın olası hamlesi tartışılıyor gibi ulusal sorumluluktan uzak bir seyir izleniyor. Oysa gün, karşıt propaganda aparatlarına sarılma günü değildir. Gün, kara propaganda yaklaşımlarından nemalanma günü değildir. İran ve Suriye’deki katliamlar karşısında ulusal bilinç ve karakterle insanlık düşmanlarına karşı, gün, kurdewari mücadele günüdür. Gün, diasporada ulusal seferberlik ruhuyla Kürd düşmanlarına karşı duyarlı kamuoyunu harekete geçirmek ve uluslararası güç odakları üzerinde baskı oluşturma günüdür. İç kamuoyuna yönelik kınama mesajları, sosyal medyadaki destek mesajları gereklidir, ama yeterli değildir!!!

Gelin hep birlikte ulusal bilinç ruhuyla Kürd ve Kürdistan gerçekliği temellinde Kürdi bir duruş gösterelim ve “süreç” dedikleri malum oyunun üzerindeki o yanıltıcı örtüyü tarihin çöp tenekesine birlikte atalım. Kralın çıplak olduğunu göstermek ancak ulusal mücadele ekseninde gelişecek ulusal dayanışma ruhuyla mümkündür.

Suriye’deki son gelişmeler ve kamuoyuna yansıyan bilgiler, özellikle Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan Kürt nüfusun ciddi bir kuşatma ve saldırı tehdidi altında olduğunu göstermektedir. 2026 yılının ilk günleri itibarıyla, HTŞ, İŞİD ve Türkiye himayesindeki SMO ya bağlı grupların öncülüğündeki Kürd karşıtı yapıların sivil yerleşim yerlerine yönelik ağır silahlı saldırıların sonucu, sivil kayıpların ve insani bir felaketin beraberinde getireceği aşikârdır.

Dolaysıyla Kürd toplumu,  bu durum karşısında toplumsal, siyasal ve diplomatik alanlarda izlenmesi gereken ciddi bir ulusal strateji politikasına ihtiyaç vardır ve acilen hayatta geçirilmelidır. ROJHILAT VE ROJAVA’daki gelişmeler güçlü ulusal bir diasporanın hareketliliğini de beraberinde getireceği de muhakkaktır.

Bugün Halep’te kuşatılan Kürt halkına karşı yürütülen saldırı ve tehdit kıskacının yarın neler olabileceği noktasında ciddi veriler sunmaktadır. İşte bu açıdan ulusal refleksler ve kamuoyu dayanışması önemlidir. Ulusal bayrak ve semboller eşliğinde bir Diaspora Stratejisini geliştirmek, yürütmek ve baskı gücüne dönüştürmek için her kürdün ulusal sorumluluk duygusuyla hareket etmesi ve görevini yerine getirmesiyle mümkündür.

Tarih boyunca direnişin, ticaretin ve sosyal yaşamın merkezi;  Selahaddin-i Eyyubi’nin toplumsal adaletinin simgesi olmuş Halep’in, insanlık düşmanlarının kuşatması altında olması, insanlık için utanç verici bir durumdur. Bugün, Kürt mahallelerine yönelik şiddetli saldırılar, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye’deki  Kürd nüfusu açısında bir varlık yokluk riskiyle karşı karşıyadır. 

Suriye’de güç dengelerinin hızla değiştiği, uluslararası aktörlerin sık sık partner değiştirdiği, bölge ülkelerinin Kürd karşıtı ittifak politikaları noktasında ciddi stratejik politikalar geliştirdikleri ve bölgeyi tekrar parsel parsel dizayn eden egemen devletler ve müttefiklerinin HTŞ çatısı altındaki selefi ve cihadistlere alan kazandırmaya çalıştığı bu süreçte; Kürtlerin filli “özerk yaşam” tercihinin, bölge devletlerinin ve "cihatçı" paramiliter güçlerin hedefi haline getirildiği bir gerçektir. Bu saldırılar sadece askeri bir operasyon değil, aynı zamanda bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan siyasal bir tasfiye ve soykırım girişimidir. Bu gerçeği görüp ona karşı koymanın yegâne yolu da ulusal ve siyasal bir hat oluşturmaktan geçiyor.

Kanımca bugün Suriye sahasında, Kürt aktörlerinin atması gereken ilk adım, iç dinamikleri ulusal talepler ve bir statü temellinde harekete geçirmek olmalıdır. Toplumsal alanda, bu barbar saldırılara karşı ulusal savunma temellinde Kürd kimliği üzerinden örgütlemek ve tüm bileşenleri katmak hayati önem taşıyor. Siyasal alanda ise HTŞ, İŞİD ve “CİHADİST” gibi yapıların pratiğini uluslararası kamuoyunda teşhir ederek gündemi “uluslararası meşrutiyet" temellinde sürdürmek gerekir. Bu İŞİD türevi grupların "ılımlılaşma" iddialarını, Kürt mahallelerine düşen top mermileriyle, sivil katliamlar gerçeğiyle dünya kamuoyuna anlatmak, olaylara dikkat çekerek bu tezi çürütmek gerekir. Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin yer almadığı bir çözümün, kalıcı bir iç savaştan başka bir şey olmadığını, getirmeyeceğini tüm yerel ve bölgesel güçlere net bir dille hatırlatmanın yolu da ulusal duruş ve Kürd kimlikli toplumsal bir dayanışma zeminini yaratmaktan geçiyor.

Diplomatik planda, Halep’teki durum basit bir "çatışma" olarak değil, bir "insani felaket ve etnik temizlik girişimi" olarak dünya kamuoyuna anlatmanın bir yolu da ulusal duruş ve Kürdistani siyasi tabloyu tamamlamaktan geçiyor. Özellikle Avrupa, Amerika ve Birleşmiş Milletler nezdinde organize bir şekilde Kürd kimliği üzerinde ilgili uluslararası kurumlar üzerinde baskı kurularak; Şeyh Maksud ve Eşrefiye için acil "uluslararası gözlemci ve koruma" talebi dayatılmalıdır. HTŞ, İŞİD ve diğer Cihadist grupların uluslararası terör listelerindeki varlıkları ve sahada uyguladıkları şiddet, katliam, hukuksuzluklar raporlanmalı ve Batılı başkentlerin gündemine taşınmalıdır. Yakın geçmişte Kürtlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadele ve kazanımlar; Avrupa ve Amerika’da bu güçlerin yaptıkları katliamlara dikkat çekerek Kürtlerin vermiş olduğu mücadelenin yarattığı moral üstünlük avantajıyla bu yeni katliam süreci karşısında yeniden diplomatik bir seferberlik ağını yaşama geçirilmelidir.

En önemlisi, Kürt diasporası, bu saldırılar karşısında pasif bir "izleyici" olmaktan ziyade, sürecin en dinamik "dış cephesi" rolünü üstlenmelidir. Diaspora için Kürd kimlikli ulusal eylem stratejisini oluşturmanın yol ve yöntemlerini Kürd aklı ekseninde geliştirmek gerekiyor.

Hepimiz biliyoruz ki bu tür süreçlerde enformasyon savaşları kamuoyu desteği açısında çok önemlidir ve etkileyici mevzilerdir. Sahadan gelen bilgi ve belgelerin, sivil halkın ölüm, yaralanma ve yıkım görüntüleri, anlık olarak farklı dillerde haber ajanslarına servis etmek ve İŞİD ve HTŞ’nin oluşturmak istedikleri "hükümet-sivil yönetim" algısı kırılmalı ve gerçek terörist kimlikleri uluslararası kamuoyunda teşhir edilmelidir.

Bir diğer nokta ise güçlü bir siyasal lobi ağı oluşturularak herkes bulunduğu ülkelerin parlamenterlerine ve dışişleri temsilciliklerine bilgilendirme, mesaj ve ilişki ağı üzerinde yoğun bir baskı mekanizması oluşturmanın yolunu yaratarak, Suriye’deki yeni yönetime yönelik politikaların, ilişkilerin ve yardımların "Kürtlerin güvenliği ve hakları" şartına bağlanması için çaba sarf etmelidir.

Avrupa’nın başkentlerinde, hukuk ve yasaların öngördüğü çerçevede, kamuoyuna zarar ve ziyan gelmeyecek şekilde Kürdistan kimlikli bir sivil itaatsizlik ve protestolar temellinde kitlesel, sürekliliği olan ve uluslararası medyayı zorlayan yaratıcı eylem biçimleri geliştirilmenin yol ve yöntemini yaratmak gerekiyor. Bugün İran ve Suriye de, başka bir ifadeyle ROJHILAT ve ROJAVA da yapılacak yanlış hamleler, yanlış politikalar ya da yanlış siyasi bir geri adım, yarın için sonuçları ağır bir fatura olarak siyasi aktörlerin hanesine yazılacaktır. Mevcut kazanımları korumanın yolu ulusal dayanışma ve Kürdi ittifakları geliştirmekten geçiyor. Aksi yönde ısrar etmek ise tüm kazanımların kaybı anlamına geleceğini söylemek için kâhin olmak gerekmiyor. Bu nedenle her parçada direniş; her başkentte diplomasi diye haykırmak için Rojhılat’ta yükselen: “Rojava Rojhilat e, Kurdistan yek welat e” mesajına odaklanmanın zamanıdır.

Bugün her şeyden önce 26 Nisan 2025’te Kamışlo’da yapılan Kürt birlik konferansının siyasal çerçevesi esas alınarak, seçilen ortak temsil Heyeti’nin tüm Rojava Kürdistanı halkının temsilcisi olarak ortak bir duruş sergilemesi gereken bir gündür. Bu Temsil Heyeti, aynı zamanda ABD başta olmak üzere Uluslararası Koalisyon güçlerinin HTŞ ve Şam Yönetimi’ne ‘dur’ demeleri için ciddi bir çalışma yürütmelidir.

İran Devleti’nin baskı, zulüm, katliam ve idamlarına karşı, ulusal özgürlük için, Doğu Kürdistan’da 7 siyasi partinin oluşturmuş oldukları İran Kürdistanı Siyasi Partilerinin İşbirliği İçin Diyalog Merkezi’nin aktif bir tutum geliştirmesi ve bu Diyalog Merkezi’nin kalıcı, stratejik bir milli, demokratik ittifaka dönüşmesi yaşamsal bir önem taşımaktadır.

Kürdistan’ın dört parçası ve özellikle diasporadaki Kürtler, Kürdistanlılar çok boyutlu bir şekilde el ele vermelerinin bir zorunluluk haline geldiği bu hassas tarihsel süreçte,  birlik ve mücadele pratiği halkımızın ulusal kazanımlara kavuşturacaktır…

08.01.2026  

Cano Amedi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA ŞÎROVE BIKE

BALKÊŞÎ: Şîroveyên ku têde; çêr, heqaret, hevokên biçûkxistinê û êrîşa li ser bawerî, gel û neteweyên din hebin, dê neyêne erêkirin.
JI kerema xwe re şîroveyên xwe jî bi gramera kurdî ya rast û tîpên kurdî binivîsin